Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ben annemin beşiğini, tıngır mıngır sallar iken vaktin birinde, Doğa adında bir küçük kız yaşarmış, yemyeşil bir köy içinde..

c84db408aea2358b7e43ca6f6ac5bdbb

Köyün en güzel kızıymış Doğa. Huyu da kendi kadar güzelmiş. Doğa, hayvanları ve tabiatı herkesten farklı severmiş. Çiçeklerle konuşur, hayvanlarla dertleşirmiş. Kimse anlayamazmış bu davranışını. Doğa’nın annesi soranlara “benim çocuğum olmadı yıllarca. Bir gün ağlayarak ormana yürüdüm. Öyle  yorgun düştüm ki uyuyakalmışım. Rüyamda tüm ormanın sesini duydum. Ağaçlardan inen dalların yaprakları başımı okşadı. Tüm hayvanlar yanıma oturup benimle dertleşti. Öylesine mutlu oldum ki, uyandığımda kocaman gülümsüyordum. Sonra kızım oldu ve adını Doğa koydum. O benim mucizem” dermiş. Dinleyen herkes, bu rüyadan çok etkilenir ve Doğa’ ya hayran kalırlarmış.

Doğa, büyümüş genç bir kız olmuş. Öyle hızlı koşarmış ki, kimse ona yetişemezmiş. Başına şapka giyse, o güzel siyah bukleleri görünmese, erkek zannedilirmiş. Köyde her sene, gençler arasında  yarış düzenlenirmiş. Önceden hazırlanmış engelleri ve bulmacaları takip ederek, 3 bayrağı bulup ormandan çıkan yarışı kazanır ve tüm sene yetecek kadar buğday ve ağaç ev kazanırmış. Bunu okuyan Doğa;
-Annecim, bu yarışı kazanabilirim! diye sevinç çığlığı atmış.
-İyi de kızım, şimdiye kadar hiç bir kız katılmadı. Onca erkeği nasıl geçersin? diyerek bakmış yüzüne.
-Orman bana yardım eder çünkü ben Doğa’yım! diyerek dans etmeye başlamış. Anne yerinden kalkmış sarılmış kızına. Bir süre birlikte coşkuyla gülüp dans ettikten sonra anne;
-Hadi geç kalmadan kaydını yaptıralım, demiş.

Yarış günü gelmiş çatmış. 9 erkeğin içinde tek kız oymuş. Köylülerin gülüşmeleri duyuluyormuş. Doğa’nın babası öne çıkıp;
– Sana inanıyorum kızım! Buğdaylar bizim, o ağaç ev de senin olacak! diye haykırmış.

e8087e20af596c7079ae7e536e819887Tüm gülüşmeler yerini sessizliğe bırakmış. Geri sayım sonrası, ok gibi fırlamış gençler. Doğa’nın yanından koşan çocuk, bilerek çelme takıp düşürdüyse de, hiç yılmamış Doğa. Hızla kalkıp koşmaya devam etmiş. Ormana girdiğinde ise, kimseyi görmeyince umutsuzluğa kapılıp ağlamaya başlamış. “işte arkada kaldım hepsi beni geçti “deyip çığlık çığlığa ağlayarak eve doğru koşmaya başladığı sırada bir mucize olmuş. Orman canlanmış dile gelmiş. Dallar doğayı kucaklamış. Şarkı söyleyen kuşlar ve tüm hayvanlar, Doğaya yardıma koşmuş. Sincap, ağaç kovuğundan bir bayrağı doğaya uzatmış. Doğa, onu tutan dallardan sincaba uzanıp,  ilk bayrağı almış. Ağaçlar dallarıyla  birbiri ardına taşımış Doğayı. Yerde koşuşan gençleri, tepeden izlerken gülümsemiş Doğa. Sevimli köstebek, ikinci bayrağı kazarak çıkarıp, güvercinin ayağına bağlamış ve Doğaya ulaştırmış. Yarışın bitmesine çok az kala, son bayrağı sallayan dev bir ayı Dodo’yu görmüş. Dallar nazikçe Doğa’yı toprağa indirmiş. Doğa ayıcığa öyle bir sarılmış ki, ikisi birlikte gülerek yere düşmüşler. Nefes nefese kalan büyük ayı Dodo;
-Hadi! Koş! Sakın unutma ,büyük çınar Buba ağaç ev için seni bekliyor! demiş gülerek ve arkasından tüm ormanın şarkılarını sadece Doğa duymuş.

Doğanın hızla bitişe koştuğunu gören köy halkı, hep bir ağızdan tempo tutmuş. “Do-ğa koş koş koş! Do-ğa koş koş koş! Sesleriyle köyün meydanı inlemiş. Doğa bitiş kurdelesini geçtiğinde, annesine sarılıp  “Anne! mucize gerçek oldu!” demiş ve boynuna sarılmış. Onunla birlikte ağlayan annenin, aslında ödül dışında bir şey için sevindiklerini asla anlayamamışlar. Tüm buğdayı kazanan Doğa’ya ormandaki ağaç ev için istediği yer sorulmuş. Çınar ağacı Buba’ya  sarılıp, “işte burası olsun ” derken;  dallara öpücük attığını gören köylüler, anlam veremeyip neşe içinde gülmeye başlamışlar. Çınar Buba’nın kahkahasını ise sadece, güzeller güzeli doğa duymuş…

Yazar: Filiz AKIN (Kadınsal Hareketler Bunlar Grubu Kurucusu) Facebook